28 Ekim 2018






Sanatın Birçok Alanında Karşımıza Çıkan Bir Kavram: Indie Nedir?








     
       Indie terimi, İngilizcedeki independent kelimesinin kısaltılmasından geliyor. Bağımsız anlamına gelen bu sözcük, büyük yapımcı şirketlerin ve parasal desteklerin yardımı olmaksızın sanatçıların çoğu zaman kendi başına ürettikleri müzik, film, edebiyat, dizayn ve diğer sanatsal alanlardaki eserlerini kapsıyor. Aynı zamanda da bu sanat eserleri, toplumdaki en popüler akım olarak da ifade edebildiğimiz mainstream (ana akım) piyasasından farklı ya da kısmen bağlı olmayan bir duruş sergiliyor. Ancak tabii ki bazı indie eserler ya da sanatçılar o kadar başarılı oluyor ki ana akımı resmen kendilerine çekebiliyorlar. Bu anlayışın temelinde ise DIY (Do It Yourself) mentalitesi yatıyor: Bireycilik düşüncesinin bir uzantısı olan bu “kendin yap” algısı sayesinde birçok alternatif müzik türü, film kültürü ve hatta medya ağları oluşuyor.


            Teoriyi bir kenara bırakıp biraz da pratikten gidersek, bu indie kavramı hakkında değinebileceğimiz birçok sanat alanı mevcut. Öncelikle, popüler kültürde indie denildiğinde akıllara çoğunlukla bağımsız ve alternatif müzik geliyor. Örneğin, günümüzde neredeyse her müzikseverin benimsediği birçok grup, aslında indie kültüründen çıkıp hayatımıza yer eden isimler: The Smiths, REM, Pixies, Arctic Monkeys, Arcade Fire, The Strokes gibi birçok rock müzisyenleri bu akımdan. Hatta tarz olarak tam olmasa da pratikte Radiohead de bu gruplar arasında; çünkü hem çalıştıkları birçok indie plak şirketinin olması hem de In Rainbows (2007) güzelliklerini “gönlünüzden ne koparsa” şeklinde internetten yayımlamaları buna bir kanıt. Indie plak şirketlerinin ise “baba” şirketlerin altında kalması ve kısmen daha düşük bir promosyon / dağıtım imkanına sahip olması ise görüldüğü üzere, müziğin dinleyiciye başarılı bir şekilde ulaşmasına engel değil.


            Spesifik bir örnek ile indie müziğin şu an günümüzdeki başarısını destekleyecek olursak aklımıza gelecek ilk örneklerden biri Arctic Monkeys oluyor. Grup, bütün albümleriyle bu başarıyı yakaladı ancak özellikle AM (2013) ile modern rock grupları içindeki en büyük isimlerden biri oldu. Ancak, bu başarıda 1993’te Londra’da kurulan ve ilk başlarda oldukça düşük bütçeli bir şirket olan Domino Records isimli plak şirketinin de payı var. Tam anlamıyla indie bir plak şirketi olan Domino, şu an Franz Ferdinand ve The Kills gibi birçok müzisyenin de yuvası. Böylece, büyük hedeflere ulaşmak için Sony, Warner ya da Universal gibi devasa şirketlere ihtiyaç olmadığı görülüyor. Hatta artık, Soundcloud ve YouTube gibi platformlar ile plak şirketlerine bile gerek duyulmuyor. Bu arada belirtmeliyiz ki, indie terimi sadece rock müziğin bir alt akımı değil; birçok müzik türüyle de harmanlı bir alternatif: Indie-pop, folk, electronic ve hip-hop gibi alanlarda da günümüzde her yere yayılmış durumda.


            Müziğin dışında sinemada ise bu indie kavramının ayrı bir önemi var: Temelde aynı mantıkla söyleyebiliriz ki, büyük film şirketlerinin himayesinde olmayıp kendi yağında kavrulan filmlere indie (bağımsız) filmler diyoruz. Uluslararası tabiriyle devasa blockbuster filmlerinin karşısında duran bu tarz, modern sinemanın da bir nevi gizli kahramanı. Çoğunlukla seyirci talep ettiği için arz edilen bol bütçeli eserler yerine özellikle sanatın kendisi için yapılan birçok yapım, aslında indie. Merak edenler, şuradaki sübjektif indie film listesine göz atabilir. Warner Bros, 20th Century Fox ve Paramount gibi -aslında müzik ile bir nevi aynı- şirketlerin “kaygıları” altında yapılmayan bu indie filmler, birçok gerçek sinemaseverin de esasen aşık olduğu eserler oluyor.


            Sinemanın indie ayağının en prestijli yerleri ise şüphesiz festivaller oluyor: New York’taki Tribeca Film Festival, Utah’taki Sundance Film Festival, British Independent Film Awards ve Independent Spirit Awards, dünyada bu tarz filmlerin sergilendiği en değerli festivallerden sadece birkaçı. Ülkemizde ise !f Istanbul Bağımsız Filmler Festivali, indie sinemanın başını çekiyor. Bu tarz festivaller sayesinde bağımsız filmler de hak ettiği değerleri en azından bilet satışıyla kazandıkları para ile olmasa da birbirinden prestijli ödüllerle taçlandırıyor. Ne yazık ki bu alandaki filmler, büyük bütçeliler ile çoğunlukla hasılat anlamında mücadele edemiyor. Bu anlamda indie müzik, günümüzde kazanç açısından bağımsız sinemadan bir adım önde diyebiliriz.


            Indie terimi, sanatın diğer alanlarında da kendisini etkili bir biçimde hissettiren bir kavram oluyor. Özellikle çizgi roman alanında son yıllarda büyük bir çıkış var: Alternative comics de denilen bağımsız çizgi roman yayımcılarının eserleri, büyük satış rakamlarına ulaşmayı başarıyor. Örneğin Dark Horse Comics; Sin City, Hellboy, 300 Spartalı, Avatar: The Last Airbender ve Gerard Way’in The Umbrealla Academy’si gibi birçok muazzam esere ev sahipliği yapıyor. Ayrıca, Image Comics de The Walking Dead ve Spawn gibi bir sürü işi yayımlıyor. Bu yayıncının önemli bir özelliği ise çizgi romancıların yarattığı karakterlerin telif haklarından vazgeçmeden eserlerini yayımlayabileceği “tam bağımsız” bir şirket olması. Görüldüğü üzere Marvel ve DC, çizgi romanların mutlak hakimi gibi değerlendirilse de inanılmaz başarılı bağımsız işler de var.

            Aynı zamanda, indie sözcüğü haliyle edebiyatın da bir parçası oluyor. Büyük yayınevlerinin altında kalan ufak bütçeli yayıncılar ve buradan çıkan sanatçılar da buna örnek gösterilebilir. Bunun dışında, indie dizayn da son zamanlarda özellikle internet ortamında daha önce ifade ettiğimiz DIY kültürünün artmasıyla çok popüler oldu. Standardın dışında bir alternatif arayan tasarımcılar bu kültüre yöneldiler. Özellikle Etsy gibi internet siteleri de bu başarının birer sonucu. Bunların yanında, teknoloji dünyasında da indie kavramı çok önemli bir yere geldi: Özellikle düşük bütçeli ve hatta ürettikleri oyunun yapımcılığını kendi ceplerinden karşılayan indie oyunlar ise çok değerli bir konumda. Bunların en bilinen örneklerinden Minecraft oyunu ise bütün dünyayı kendine resmen esir almış durumda. Genel olarak ifade etmemiz gerekirse, alternatif düşünen insanlar olduğu sürece indie kavramının da hayatımızda olacağını ifade edebiliriz. Bağımsızlığın tadını çıkarın!

Kaynak: 1, 2, 3.