28 Ekim 2018








Küçük Prens'teki Her Bir Karakter Aslında Neyi Sembolize Ediyor?










“Mais les yeux sont aveugles. Il faut chercher avec le cœur.”

Fransız yazar ve pilot Antoine de Saint-Exupéry’nin 1943 yılında yayımlanan Küçük Prens (Le Petit Prince) masalından oldukça sade ama etkileyici bir alıntı bu: “Ama gözler kör. Yüreğiyle bakmalı insan.” Aslında eser, bunun gibi birçok derin düşüncelerle bezeli cümlelere sahip (Bkz. Hayatınıza Yön Verecek 10 Alıntı). Bunun yanında, 200’den fazla dile çevrilen bu klasik hakkında bilinmesi gereken detayları da şurada incelemiştik. Peki, Küçük Prens neden bu kadar değerli bir eser? Bu masalsı öyküyü benzerlerinden farklı kılan en önemli özelliği, çocuklara yazılmış bir üslubu ve amacı olmasının yanında aslında daha geniş bir kitleye de hitap edebilme yeteneği: Her yaştan yetişkinin okumaktan zevk alıp birçok hayat dersi çıkarabileceği bu klasik, tekrar tekrar okunabilecek bir başucu kitabı.


Hikayenin her yaştan insana hitap edebilmesi ise içinde barındırdığı motifler sayesinde oluyor: Sembolizmi oldukça eleştirel bir amaçla kullanan yazar, masalının karakterlerini de bu doğrultuda yaratıyor. Bu sayede hem acayip tatlı bir çocuk kitabı hem de muazzam bir toplum eleştirisi okuyabiliyoruz. Kitabı kaç yaşında okumuş olursanız olun daha sonra büyük ölçüde hatırlayacağınız karakterlerine de teker teker göz atalım: “Küçük Prens’teki her bir karakter aslında neyi sembolize ediyor?” sorusunu da cevaplayalım.

Kral: Devasa bir egoya sahip olan ve bütün evrene hükmettiğini sanan bu adam, aslında böyle bir gücü olmadığını içten içe bilmesine rağmen bunu kabullenemeyen insanları temsil ediyor.


Palyaço (Sanatçı): Aşırı bir şekilde ilgi meraklısı olan bu kişi ise her yaptığının karşılığı olarak alkışlanmak isteyen biri. Sanatçının topluma inmemesini ve iletişimsizliğin irrite ediciliğini vurgulayan bir karakter.


Sarhoş: İçmesinin sebebi olarak “alkolik olmasını” gösteren ve böyle bir kısır döngüde olan bu adam, insanların gündelik sorunlarını çözebilme umuduyla kullandıkları kötü alışkanlıkların aslında işlevsiz oluşunu simgeliyor.


İş Adamı: Sürekli sayılarla ve yapması gerekenlerle meşgul olan bu karakter ise çocukların tipik “yetişkin” betimlemesinin bir aynası niteliğinde.


Bekçi: Anlamsız bir şekilde uğraştığının farkına varmadan devamlı ışıkları açıp kapatan bu adam, aslında bir önem taşımayan değerlere takıntı olan insanları konu alıyor.


Coğrafyacı: Kendi bulunduğu gezegeni bile gezmemiş olan bu kişi, evreni de kaşiflerin ona sunduğu bilgilerle oluşturduğu atlasına yansıtmaya çalışıyor. Bu karakter, pratikte hiçbir değer taşımayan bazı kuralların insanları körelttiğini simgeliyor. Aynı zamanda da bilim adamı ve bilim anlayışı kavramlarına da gönderme yapılıyor.


Yılan: Küçük Prens’e göre gülüne ve gezegenine geri dönüşünün tek yolu olarak ifade edilen bu hayvan, içerdiği zehir ve hazırladığı son ile birlikte “ölüm”ü simgeleyen bir karakter.


Tilki: “Ölene kadar sorumlusun, gönül bağı kurduğun her şeyden.” gibi birçok öğüt verici sözün sahibi olan bu hayvan, Prens’e “evcilleşmenin” ve “manevi bir bağ kurmanın değerini” öğretiyor. Bu karakter de böylece bir insanın hem akıl hocasını hem de önemli bir dostunu simgelemiş oluyor.


Gül: Prens’in ona verdiği değer ve aralarındaki sevgi göz önüne alındığında burada gül motifi, yazarın eşi Consuelo’yu temsil ediyor. Ayrıca karısının “Volkanlar Diyarı” olarak da bilinen El Salvador ülkesinden olması da neden gezegende volkanların olduğunu açıklıyor.


Pilot: Antoine de Saint-Exupéry, yazarlığının yanında aynı zamanda bir pilot. Hatta gerçek hayatta da yazar, 1935 yılında Sahra Çölü’ne düşmüş. Bundan etkilenerek “pilot”u ve yaşadıklarını yaratmış.


Küçük Prens: Her bir karakterin derin bir anlamının olduğu eserde, başkarakterin de elbette bir motif olduğunu söyleyebiliriz. Barış Özcan’ın da şuradaki videosunda ifade ettiği üzere Prens, yazarın saflığı ve iyiliği de betimleyen küçüklüğü; pilot ise onun yetişkin hali. Bu hikaye de aslında yazarın bir nevi kendiyle hesaplaşmasını konu alıyor. Bunu yaparken de gündelik hayatın özü haline gelen “yetişkin değerleri” de başka bir dünyadan gelen bir çocuk gözüyle eleştiriliyor. Biz de böylece kendimize 7’den 70’e dersler çıkarabiliyoruz!



 Kaynak: 1, 2, 3.