28 Ekim 2018






George R. R. Martin, J. R. R. Tolkien'ın Kaleminden Ne Kadar Etkilendi?







    
        Syrio Forel: “Ölüm Tanrısı’na ne diyorduk?”
        Arya Stark: “Bugün değil.”

Bunun gibi birçok akılda kalıcı diyaloğa sahip A Game of Thrones (1996) isimli roman, ilk önce A Song of Ice and Fire isimli fantastik kitap serisinin ilk eseri oldu. Daha sonra da hepimizin bildiği üzere, günümüzün en değerli sanat eserlerinden biri haline gelen aynı isimli diziye evirildi. 1948 doğumlu Amerikalı yazar George Raymond Richard Martin de bu dünyayı yaratmasının sayesinde, çağımızdaki fantastik edebiyatın en değerli ismi haline geldi. Westeros, Essos ve Sothoros kıtalarının oluşturduğu bu büyülü dünya, köklü ailelerin tahtı ele geçirmek için birbirleriyle olan -fiziksel ve psikolojik- savaşını ele alıyordu. Bu olağanüstü roman serisi, ilk yayımlandığında çok fazla ödüle layık görülse de devasa bir kitleye hitap edemedi. Eserler, dizinin 2011 yılında çıkmasıyla birlikte anca o yıl New York Times Bestseller ünvanına kavuşabildi.


Büyülü yaratıklar, epik savaşlar, ejderhalar ve fantastik mitler söz konusu olduğu için, George R. R. Martin’in romanları da ister istemez bu kavramların babası'nın eserleriyle kıyaslanacaktı: The Hobbit, The Lord of the Rings ve The Silmarillion mükemmelliklerinin yaratıcısı olan J. R. R. Tolkien, 1937 yılında adım attığı -ve hatta baştan yarattığı- fantastik edebiyatı günümüzdeki başarılarına ulaştıran yegane yazardı. Martin de her ne kadar en büyük ilhamının şuradaki BBC röportajında belirttiği üzere Marvel’ın en büyük ismi Stan Lee olduğu açıklamış olsa da özellikle yazmaya ilk başladığında Tolkien’a resmen hayran olduğunu birçok yerde belirtiyor. Hatta bunun üzerine TIME dergisi, Martin’i burada Amerikalı Tolkien olarak bile nitelemişti.


Martin’in şu videoda ifade ettiği üzere Tolkien’ın kendisini lise yıllarının başlarında derinden etkilediğini anlayabiliyoruz. Ayrıca Martin, söz konusu piyasanın “Tolkien özentisi” yazarlarla kaynadığını düşünüyor. Bu özentiliğin ise olabildiğince sığ bir anlayışla işlendiğini ve piyasadaki birçok fantastik romanın klişelerle dolu olduğunu belirtiyor. Ayrıca, beyaz giyen iyilerin siyah giyen kötüleri yenmesi sıradanlığını sürekli okuduğumuzu vurguluyor. Bu noktaya ilginç bir detay ekleyelim: Game of Thrones’taki kötü adamların bembeyaz, iyilerin ise siyahlar içinde olması, kendi savunduğu bu klişe karşıtlığının aslında muazzam bir örneği.


Amerikan PBS kanalına vermiş olduğu şuradaki röportajda da Martin, The Lord of the Rings’in onu gençlik yıllarında ne kadar etkilediğini acayip samimi bir dille anlatmaya devam ediyor.

(LOTR Spoiler)

Hatta yazar, bu serinin en önemli isimlerinden Gandalf’ın ölümünün onu inanılmaz derecede yıktığını anlatıyor. Hatta “Conan’da Conan’ın ölmesi gibi bir şey bu!” diyor. Ancak o an Martin şunu anlıyor ki, Gandalf bile öldüyse, kendi romanlarında da hiçbir karakter ölümsüz değildir; herkes gerçek hayattaki gibi her an ölebilecek korkusuyla kaleme alınmalıdır.

(Game of Thrones Spoiler)

Bunun sonucu olarak ise, tahmin ettiğiniz üzere, hikayenin bir nevi ana karakteri olan Ned Stark’ın henüz ilk sezonda sonu geliyor. Gerçekten de hiç beklenmeyen ve inanılmaz orijinal bir olaydı bu. Sadece bu ölüm bile aslında bizlere Tolkien’ın Martin üzerindeki derin etkisi hakkında bir kanıt oluyor.


Bununla birlikte Martin, The Wheeler Centre’daki şu konuşmasında ise yine tüm insanların ölebileceği gerçeğini kendi sanatına aktardığını belirtiyor. Ayrıca, tam olarak “Art needs to reflect life” cümlesini kuruyor yani sanatın gerçek hayatı yansıtması gerekliliğini savunuyor. Hatta böylece, Game of Thrones evreninin meşhur mottolardan olan Valar Morghulis'in de aslında anlamının “Tüm insanlar ölmeli” olduğunu bizlere yeniden hatırlatıyor.


“Art needs to reflect life”

Yazarın, popüler karakterlerini “gözünü kırpmadan” öldürmesine ise özellikle internet ortamı hiç tepkisiz kalamamıştı. Mesela şu Google aramasıyla hakkında üretilen ufak esprilere göz atabilirsiniz. Hatta bunun da ötesinde, işin daha fazla mizah kısmına girecek olursak, George R. R. Martin, J. R. R. Tolkien’ın kaleminden ne kadar etkilendi? sorusuna karşılık olarak Epic Rap Battles of History’nin 5. Sezonunun şuradaki bölümüyle yüzleri gülümseten bir cevap alabilirsiniz. Ayrıca bunların dışında ek bilgi olarak, Martin’in de tıpkı Tolkien gibi “kağıt üzerindeki” isminde iki tane R kullanmasının da bir tesadüf olmadığını söyleyebiliriz.

Bütün bu örnekler sonucunda şu sonucu çıkarabiliriz ki, Tolkien olmasa LOTR dışında Game of Thrones gibi bir şaheseri de izleyemeyecektik. Bu nedenle hem ona hem de ilham verdiği sayısız yazara teşekkür ederiz!


Kaynak: 1, 2, 3.